23 Aralık 2016 Cuma

Haftaya Hazırlık Ayetleri



2- Allah'a İbadet edin
Nisa 4/ 36 Allah'a ibadet edin ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın. Çünkü, Allah, her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.
وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالجَنبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالاً فَخُورًا
Va’budûllâhe ve lâ tuşrikû bihî şeyen ve bil vâlideyni ihsânen ve bizil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vel câri zil kurbâ vel câril cunubi ves sâhıbi bil cenbi vebnis sebîli, ve mâ meleket eymânukum. İnnallâhe lâ yuhıbbu men kâne muhtâlen fehûrâ(fehûran).
Allah'a Ortak koşan, kınanmış ve yalnız,yardımcısız bırakılır.
İsra 17/22 Allah'la birlikte başka bir ilah edinme. Yoksa kınanmış ve yalnız, yardımcısız bırakılmış halde oturursun.
لاَّ تَجْعَل مَعَ اللّهِ إِلَهًا آخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًا مَّخْذُولاً
Lâ tec’al meallâhi ilâhen âhara fe tak’ude mezmûmen mahzûlâ

21 Aralık 2016 Çarşamba

Namazlara ve Orta Namaz Devam edin

Rahman Ve Rahim Olan Allah Adıyla..

Namazlara ve orta namaza devam edin

Vakitleriyle Farz namazları أَقِمِ الصَّلَاة salat kelimesi ile 5 vakit namazı öğrenmiştik. 

 Bakara 2/238 Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun.
حَافِظُواْ عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُواْ لِلّهِ قَانِتِينَ
Hâfizû alâs salavâti ves salâtil vustâ ve kûmû lillâhi kânitîn


Bu ayette ''namazlar '' kelimesi çoğulu ''salavattır''. Çoğul sayısının asgari  adedi üçtür.Üç vakte delâlet eder.Ayetin devamı olan والصَّلاَةِ الْوُسْطَى Orta / Vusta namazıyla beraber bu sayı 4’vakittir.Orta sayı olması için,üçten sonra ortası olan sayı adedi 5'tir.Önceki farz ayetlere göre günün 1. namazı öğlen 2.namazı ikindi 3 namazı orta akşam namazıdır.
Orta  namaz / es-Salâtü’l vüstâ 

es-Salâtü’l vüstâ : Arapcada “ en efdal hayırlı, yararlı  en yararlı ve orta anlamında kullanılmaktadır.Bu namaz hakkında İkindi ,cuma namazı.vb  farklı kanaatler dile getirilmiştir.Allah şüphesiz doğrusunu bilir. Ayetlerle namaz konusunun verdiği bilgiler ışığında Vüstâ kelimesinin ''en efdal hayırlı, yararlı  en yararlı''  anlamı bize pek çok çağrışım yapmaktadır.
Öyle ki ,namaz ibadeti en hayırlısı olması için, Hayat Namazı içinde  iyiliklerin dahil olduğu,Bakara 177,En büyük ibadet Ankebut  29/45 Allahzikir,kötülükleri temizleyen,bu şekilde namaza sabırla devam et ki ,kötülükten fahşadan alıkoysun. Yüce Allah tüm  müminlere farz kıldığı 5. vakit namaza sabırla azmedilmesi gereken iştir.Rabbinin insana verdiği en efdal hayırlı rızıktır.Vakitleriyle tüm namazları ihmal etmeyelim..
Rabbinin verdiği rızık daha hayırlı ve daha kalıcıdır
 Taha 20/131 Dünya hayatının süsü olarak kendilerini imtihan için üst üste nimetler verdiğimiz kişilere gözlerini dikme. Rabbinin verdiği rızık daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَى مَا مَتَّعْنَا بِهِ أَزْوَاجًا مِّنْهُمْ زَهْرَةَ الْحَيَاةِ الدُّنيَا لِنَفْتِنَهُمْ فِيهِ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَأَبْقَى
Ve lâ temuddenne ayneyke ilâ mâ mettâ’nâ bihî ezvâcen minhum zehratel hayâtid dunyâ li neftinehum fîhi, ve rızku rabbike hayrun ve ebkâ.
Taha 20/132 Hem ailene ümmetine namazı emret, hem de kendin ona sabırla devam et! Biz, senden bir rızık istemiyoruz, seni Biz rızıklandırırız; güzel sonuç takvanındır.
وَأْمُرْ أَهْلَكَ بِالصَّلَاةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَا لَا نَسْأَلُكَ رِزْقًا نَّحْنُ نَرْزُقُكَ وَالْعَاقِبَةُ لِلتَّقْوَى
Ve’mur ehleke bis salâti vastabir aleyhâ, lâ nes’eluke rızkâ(rızkan), nahnu nerzukuke, vel âkıbetu lit takvâ

Namaz için çağrı yapıldığında hemen Allah’ı anmaya yönelin
 Cuma, 62/9-Müminler ! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında hemen Allah’ı anmaya yönelin ve alım satımı bırakın. Bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır.يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِي لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ nûdiye lis salâti min yevmil cumuati fes’av ilâ zikrillâhi ve zerûl bey’a, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn

2--Birlik Beraberlik Ayetleri


Rahman ve Rahim Olan Allah'ımız Adıyla..





Birbirinizle didişmeyin. 
  Enfal 8/46 Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Ve birbirinizle didişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُواْ فَتَفْشَلُواْ وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُواْ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ
Ve etîullâhe ve resûlehu ve lâ tenâzeû fe tefşelû ve tezhebe rîhukum vasbirû, innallâhe meas sâbirîn

Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize zinet yapmıştır.
Hucurat 49/7  Hem bilin ki, içinizde Allah'ın Rasulu vardır. Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize zinet yapmıştır. Küfrü, fasıklığı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.
وَاعْلَمُوا أَنَّ فِيكُمْ رَسُولَ اللَّهِ لَوْ يُطِيعُكُمْ فِي كَثِيرٍ مِّنَ الْأَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلَكِنَّ اللَّهَ حَبَّبَ إِلَيْكُمُ الْإِيمَانَ وَزَيَّنَهُ فِي قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ إِلَيْكُمُ الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ أُوْلَئِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَ
Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri le anittum ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrahe ileykumul kufre vel fusûka vel isyân(isyâne), ulâike humur râşidûn

 En güvensiz ve zayıf evin, dişi örümcek evi 
Allah dışında sığınaklar araması, bu sığınaklar her kim olursa olsun,hüsrana uğrar.
 Ankebut  29/41 Allah’tan önce velilere-dostlara sarılanların durumu örümceğin durumuna benzer. Örümcek bir yuva edinir ama evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir.  Keşke bunu bilselerdi.
مَثَلُ الَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ أَوْلِيَاء كَمَثَلِ الْعَنكَبُوتِ اتَّخَذَتْ بَيْتًا وَإِنَّ أَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنكَبُوتِ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Meselullezînettehazû min dûnillâhi evliyâe ke meselil ankebût(ankebûti), ittehazet beyten ve inne evhenel
buyûti le beytul ankebût lev kânû ya’lemûn
Onu bırakıp başka dostlara uymayın.
Araf 7/3 Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
اتَّبِعُواْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلاَ تَتَّبِعُواْ مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء قَلِيلاً مَّا تَذَكَّرُونَ
Ittebiû mâ unzile ileykum min rabbikum ve lâ tettebiû min dûnihî evliyâe, kalîlen mâ tezekkerûn

 Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman onu meleklere ve insanlara da sevdirir.
Allah Teâlâ’nın kulunu sevmesi demek, o kul için hayır murad etmesi, ona hidâyet ve nimet vermesi demektir.: Müslümanlar arasında sevilen bir kişinin bu durumu, onun Allah katında da sevildiğinin göstergesidir.


Meryem 19/96 
Sınırsız rahmet sahibi Rahman olan Allah, iman edip .İnanıp güvenen ,(amilus sâlihât) ıslah edici davranışlar ortaya koyanları , herkese sevdirecektir.

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمَنُ وُدًّا
İnnellezîne âmenû ve amilus sâlihâti se yec’alu lehumur rahmânu vuddâ(vudden). 

Allah yolunda   nasıl cihad edelim.? 
İnançlarının bütünlüğünü bozmadan , guruplara bölünmeden ,fırkalaşmalara ayrılmadan.. 
Saf 61/4 Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever.
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفًّا كَأَنَّهُم بُنيَانٌ مَّرْصُوصٌ
İnnallâhe yuhıbbullezîne yukâtilûne fî sebîlihî saffen ke ennehum bunyânun mersûs


Allah Hayırlara koşanları bir araya getirir .
Bakara 2/148 Herkesin bir hedefi olur ve ona yönelir. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah herşeye kadirdir.
وَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلِّيهَا فَاسْتَبِقُواْ الْخَيْرَاتِ أَيْنَ مَا تَكُونُواْ يَأْتِ بِكُمُ اللّهُ جَمِيعًا إِنَّ اللّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Ve li kullin vichetun huve muvellîhâ festebikûl hayrât(hayrâti), eyne mâ tekûnû ye’ti bikumullâhu cemîâ, innallâhe alâ kulli şey’in kadîr


Allah insanı ahseni takvim üzerine yaratmış

Tin 95/ 4
Doğrusu, biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ
Lekad halaknel´insane fiy ahseni takviymin.


Müminler ancak Kardeştir.
Hucurat 49/ 10 Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı takvalı olun  ki size merhamet edilsin.
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
İnnemel mû’minûne ihvetun fe aslihû beyne ehaveykum vettekûllâhe leallekum turhamûn


Mümin erkek ve kadınların birbirinin dostudur
Tevbe Suresi, 9/ 71 Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin dostudur.Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.
وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَيُطِيعُونَ اللّهَ وَرَسُولَهُ أُوْلَئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّهُ إِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Vel mu’minûne vel mu’minâtu ba’duhum evlîyâu ba’din, ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munkeri ve yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve yutîûnallâhe ve resûlehu, ulâike se yerhamuhumullâh (yerhamuhumullâhu), innallâhe azîzun hakîm(hakîmun).


Müminler için Allah’ın rızası hepsinden daha büyüktür.
Tevbe 9/ 72.Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu, en büyük saadet ve büyük kurtuluştur.
وَعَدَ اللّهُ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللّهِ أَكْبَرُ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Vaadallâhul mu’minîne vel mu’minâti cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ ve mesâkine tayyibeten fî cennâti adnin, ve rıdvânun minallâhi ekber(ekberu), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).


Münafık erkek ve kadınların birbirinden uzak ve aynısıdırlar.
Tevbe 9/ 67.Münafıkların erkekleri de kadınları da birbirinin aynıdır. Kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sıkarak cimrilik ederler. Onlar Allah'ı unuttu, Allah da onları unuttu. Münafıklar fâsıkların ta kendileridir.
الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُم مِّن بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمُنكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ أَيْدِيَهُمْ نَسُواْ اللّهَ فَنَسِيَهُمْ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
El munâfikûne vel munâfikâtu ba’duhum min ba’din, ye’murûne bil munkeri ve yenhevne anil ma’rûfi ve yakbidûne eydiyehum nesûllâhe fe nesiyehum innel munâfıkîne humul fâsikûn(fâsikûne).


Allah Münafıklıklara  lânet eder.
Tevbe 9/ 68.Allah, erkek münafıklara da kadın münafıklara da, kâfirlere de süreli kalacakları cehennem ateşini vaad etti. O, onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
وَعَدَ الله الْمُنَافِقِينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا هِيَ حَسْبُهُمْ وَلَعَنَهُمُ اللّهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّقِيم
Vaadallâhul munâfikîne vel munâfikâti vel kuffâre nâre cehenneme hâlidîne fîhâ hiye hasbuhum, ve leanehumullâh(leanehumullâhu) ve lehum azâbun mukîm (mukîmun).


Kalpleri ısındıran uzlaştıran Yüce Allah'tır

Enfal 8/63 Allah müminlerin kalplerini birbirlerine ısındırdı. Eğer yeryüzünde ne varsa sen hepsini harcasan yine de onların kalblerini böylesine ısındıramazdın. Fakat Allah onların aralarını bulup kalplerini, düşüncelerini kaynaştırdı.Muhakkak ki, O azizdir, hakimdir.
وَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ لَوْ أَنفَقْتَ مَا فِي الأَرْضِ جَمِيعاً مَّا أَلَّفَتْ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلَكِنَّ اللّهَ أَلَّفَ بَيْنَهُمْ إِنَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Ve ellefe beyne kulûbihim, lev enfakte mâ fîl ardı cemîan mâ ellefte beyne kulûbihim ve lâkinnallâhe ellefe beynehum, innehu azîzun hakîm(hakîmun).

O'nun nimetiyle kardeşler olduk

Ali imran 3/103
Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.
وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَةَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Va´tesumu bi hablillahi cemiav ve la teferraku* vezküru nı´metellahi aleyküm iz küntüm a´daen fe ellefe beyne kulubiküm fe asbahtüm bi nı´metihı ıhvana* ve küntüm ala şefahufratim minen nari fe enkazeküm minha* kezalike yübeyyinüllahü le küm ayatihı lealleküm tehtedun.


Ahzap 33/ 35 Müslüman erkekler – Müslüman kadınlar Mü’min erkekler – Mü’min kadınlar, İtaatkâr gönülden boyun eğen  erkekler -İtaatkâr gönülden boyun eğen kadınlar, Doğru sözlü / özü sözü bir olan erkekler ,-Doğru sözlü / özü sözü bir olan, kadınlar , sabırlı erkekler,- sabırlı kadınlar, Huşû sahibi  erkekler- Huşû sahibi  kadınlar,  sadaka veren erkekler, -sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler oruç- tutan kadınlar, İffetini koruyan erkekler - İffetini koruyan kadınlar, Allah’ı çokça zikreden erkekler- Allah’ı çokça zikreden kadınlar; İşte Allah, bütün bunlar için bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.

إِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِتِينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقِينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرِينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعِينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقِينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّائِمِينَ وَالصَّائِمَاتِ وَالْحَافِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا
İnnel muslimîne vel muslimâti vel mu’minîne vel mu’minâti vel kânitîne vel kânitâti ves sâdikîne ves sâdikâti ves sâbirîne ves sâbirâti vel hâşiîne vel hâşiâti vel mutesaddikîne vel mutesaddikâti ves sâimîne ves sâimâti vel hâfızîne furûcehum vel hâfızâti vez zâkirînallâhe kesîran vez zâkirâti eaddallâhu lehum magfiraten ve ecran azîmâ
 



14 Aralık 2016 Çarşamba

Mucize Kelimesinin Anlam Alanı


Rahman ve Rahim olan Allah'ımız Adıyla
Mücize kelime anlamı, çeşitleri , mucizenin özelliklerini tanımlayan konudur.
Mu'cize'nin Tanımı Mu'cize, a-ce-ze-kökünden ism-i fail olup, lügatte bu kökünden türeyen “muciz”in aciz bırakan.anlamındadır. Buna göre karşı konulamaz, insanı aciz bırakan,güçsüz olmak,çaresiz olma ve harikulede olaganüstü anlamındadır.
Ayrıca Muciz '' başkası üzerinde te’sir gösteren'' ve bu kök kelimelerden mukdir ''başkasını kudretli kılmak'' anlamına gelir.Mu'cize kelimesinin çoğul şekli mu'cizattır.
Kur'an'da mu'cize kelimesi yerine kullanılan kelimeler 
Mucize sadece ayet ,belge, delil kelimesi ile değil ikna etme gücüne göre ,beyyine ;açık olan ön yargılı olmayan akıl için aşikar karşı konulamaz delil anlamında,Burhan; peşin hükümleri yıkabilecek güçte olan açıklayıcı kesin akli delil anlamında, Sultan;En güçlü ayet veya işaret burhana yakın bir anlamı olan  yetki kuvvet anlamı kur'an'da karşı koyanları pes ettiren ,ispat edilmesi mümkün olan işaretler, delil yani hakikatleri kabullenmeye kararlı olanları ,psikolojik yönden hemen kabul ettiren güce sahip delil biçimi anlamında kullanılır.İbret,öğüt alınan belge anlamlarınıda içerecek şekilde ‘âyet’ kavramını geniş bir yelpazede kullanmıştır.Bunun çoğul şekli olan 'delail' kelimeleri de kullanılmıştır. Mu'cize kavramı harikuladeyi yaratma anlamında olduğundan Allah 'tan başkası için kullanılması doğru değildir.
Mucizeler, özelliklerine göre gruplara ayrılmıştır
a) Hissi Mucizeler: Tabiat kanunlarının normal akışı dışında meydana gelen İnsanların duyularına hitap eden harikulade olaylara "kevni mucizeler" de denir.
Hz Salih'e dişi deve ,Hz Musa'nın değneğinin yılana dönüşmesi ..vb mucizelerdir.
b) Haberi Mucizeler: Peygamberlerin isyankar toplumların başlarına felaket geleceğini Allah tarafından helakın vukuundan önce kavimlerini uyarmaları bu türdendir,  Allah'tan gelen vahye dayanarak verdikleri gayb haberleridir.Geçmişe ve geleceğe yönelik haberî mûcizelerden Kur’an kıssaları bu türdendir
c) Akli Mucizeler: Manevi mucize veya bilgi mucizesi olarak tanımlanan.Fert ve toplumu oluşturan, insanın vahiy kaynaklı bilgilerle dünya ve ahiret mutluluğuna ermektir.Kuran'da hemen hemen bütün konularda getirdikleri deliller akıl yürütme gücüne hitap eder. Akla/kalbe dayanan kanıtlarla baş başa bırakan gerçeklerden oluşur.İnkârcıları da ikna etmeye yönelik olarak gösterilen mucizelerdir
Mucizeler amaçları bakımından ise üçe ayrılmıştır:
a) Hidayet Mucizeleri: Meydan okuma özelliği taşıyan ve peygamberin doğruluğunu ispat eden asıl delillerdir.Her peygambere muhataplarını ikna edebilecek bir hidayet mucizesi verilmiştir.Bunlara inanmayanların hemen helak edilmeleri söz konusu olmayıp inkarcılara düşünme ve ibret almaları için mühlet verilir. Amac peygamberlik iddiasında bulunan nebinin, getirdiklerinin doğruluğunu ispat etmek ve insanları buna inanmaya teşvik etmektir.Hz. Salih’in devesi, Hz. Mûsâ’nın âsâsının ejderhaya dönüşme-si, elinin beyaz bir ışık saçması,Hz. Îsâ’nın çamurdan yap-tığı kuşu canlandırması, doğuştan körlerle alacalı hastaları iyileştirmesi,ölüleri diriltmesi,Hz. Muhammed’in Kur’an mûcizesi bunlardandır. Hidayet mucizeleri hissi olabileceği gibi akli de olabilir. Önemli olan onun peygamberliğini tasdik etmede bir delil ve hüccet olmasıdır.Kur'ânı Kerim hidayet mucizesi içerisinde Hz. Muhammed’in Kur’an mucizesi bu tür mucizedir.Rasullullah a.s  insanlık boyunca varlığını sürdürecek en büyük aklî mûcizesi olarak Kur'an zikredilir.
b) Nusret /Yardım ve İkram Mûcizeleri: Hz.Musa’nın Allah’ın emriyle israiloğulları için kayadan su çıkarması,Kızıldeniz’in yarılması ve İsrailoğullarının Firavun’un elinden kurtulması,
Hz İsa’nın gökten yiyecek dolu bir sofra indirilişi
,Hz.Yunus balık tarafından yutularak un balık tarafından yutularak denizde boğulmaktan kurtarılması,Hz. Yakub’un çok uzak bir mesafeden oğlu Hz. Yusuf’un kokusunu alması ve kör olan gözlerine oğlu Yusuf’un gömleğini sürünce görmeye başlaması,Kur'ân’da bu tür mucizeler genelde “nusret” kelimesiyle ifade edilir.
c-)Helak Mucizeleri: İnkarda ısrar eden kavimlerin cezalandırılmasına yönelik mucizelerdir.Nuh kavminin tufanla, Lut kavminin zelzeleyle,Firavun ve ordusunun denizde boğulmak suretiyle yok edilmesi gibi mucizeler sadece Allah tarafından elçilere verilmolağanüstü olaylardır; vahiy ve nübüvvet konularıyla doğrudan bağlantılı olan bir kavramdır.
Kur'an'ı Kerim'de  mucizeler arasında   farklılıkları var mı? 

Allah her şeyi yerli yerinde yapandır.Ayırt etmeden tüm elçilerini kavimlere karşı davasında ,gereken  tüm desteği vermiştir.Müminlerde bu haberlerden kendisine,cevresine ve bulunduğu topluma ait hadiseleri değerlendirmesini yapar,  ibret alır Islah edici iyiliklerini artırır.
Yunus 10/47  Her ümmetin bir peygamberi vardır. Resulleri geldiği zaman aralarında adaletle hükm edilir ve onlar asla haksızlığa uğratılmazlar.
وَلِكُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولٌ فَإِذَا جَاء رَسُولُهُمْ قُضِيَ بَيْنَهُم بِالْقِسْطِ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ

Ve li kulli ummetin resûlun, feizâ câe resûluhum kudıye beynehum bil kıstı ve hum lâ yuzlamûn

 Enam 6/37  Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz, Allah bir mucize indirmeye kadirdir.
وَقَالُواْ لَوْلاَ نُزِّلَ عَلَيْهِ آيَةٌ مِّن رَّبِّهِ قُلْ إِنَّ اللّهَ قَادِرٌ عَلَى أَن يُنَزِّلٍ آيَةً وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ
Ve kâlû lev lâ nuzzile aleyhi âyetun min rabbihî, kul innallâhe kâdirun alâ en yunezzile âyeten ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).


Bundan sonraki konumuz ayetlerle devam edecek inşALLAH.
Son Nebi Muhammed aleyhisselam'ın belgesi / Kur'an Mucizesi 

10 Aralık 2016 Cumartesi

Cenaze Namazı


Rahman ve Rahim Olan Allah adıyla 

.Cenaze;kökü arapçadan gelen bir kelimedir.Örtme,toplama ölü vb. anlamlarına gelir.Ruh bedeni terketmesi ,durumuna cenaze denmekte olduğu biliyoruz.Müslü- manlar için insani, dini görevdir.Tehciz; ölüyü hazırlama ,gasl; ölüyü yıkama kefin; ölüyü yıkandıktan sonra tabuta koyma,Musallâ sözcüğü ise 'namaz ve dua yeri' demektir.Burada cenaze namazı kılınır.Müminler ölenler için salat (dua )ederler. Teşyi, kabire nakildir, defin de, kabre konulmasıdır.Nesilden nesile intikal edilen cenaze işlemleri diğer toplumlar arasındaki farklılıkları ayırt edilebilir ,özelliği olan islami usulleridir.
Ölüm evrensel olup ,hiç bir canlının kaçamadığı tabii sondur.
Ankebut 29 / 57 Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz.
كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn 

Rabbim Beni müslüman/sana teslim olmuş olarak öldür.
Yusuf 12/101"Rabbim, sen bana mülk ve saltanattan bir nasip verdin. Olayların ve düşlerin yorumundan bana bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Benim dünyada da âhirette de Velî'm sensin. Beni müslüman/sana teslim olmuş olarak öldür ve beni barışsever hayırlı kullar arasına kat."
رَبِّ قَدْ آتَيْتَنِي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِي مِن تَأْوِيلِ الأَحَادِيثِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ أَنتَ وَلِيِّي فِي الدُّنُيَا وَالآخِرَةِ تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
Rabbi kad âteytenî minel mulki ve allemtenî min te’vîlil ehâdîs(ehâdîsi), fâtıras semâvâti vel ardı ente veliyyî fîd dunyâ Vel âhıreh(âhıreti), teveffenî muslimen ve elhıknî bis sâlihîn(sâlihîne).
Müminler dua ederken imanlı kardeşlerimiz diye başlarak dua eder.
Haşr 59/10 Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!
وَالَّذِينَ جَاؤُوا مِن بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِّلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ
Vellezîne câû min ba’dihim yekûlûne rabbenâgfir lenâ ve li ihvâninellezîne sebekûnâ bil îmâni ve lâ tec’al fî kulûbinâ gıllen lillezîne âmenû rabbenâ inneke raûfun rahîm(rahîmun).
Kafir olarak ölenin cenaze namazı kılınmaz ve dua da edilmez:
Tevbe 9/84 Onlar arasından ölenin namazını sakın kılma, dua etme mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve elçisini ettiler ve yoldan çıkmış olarak öldüler.
وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِّنْهُم مَّاتَ أَبَدًا وَلاَ تَقُمْ عَلَىَ قَبْرِهِ إِنَّهُمْ كَفَرُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَمَاتُواْ وَهُمْ فَاسِقُونَ
Ve lâ tusalli alâ ehadin minhum mâte ebeden ve lâ tekum alâ kabrihi, innehum keferû billâhi ve resûlihî ve mâtû ve hum fâsikûn (fâsikûne).
Allah Katında Kimse için bir soy üstünlüğünün hiç bir fayda vermez.
Bakara süresi 2/124 Hani Rabbi, İbrahim'i birtakım kelimelerle denemişti. O da istenenleri tam olarak yerine getirmişti. O zaman Allah İbrahim'e: "Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım" dedi. "Ya soyumdan olanlar?" deyince Allah: "Zalimler benim ahdime erişemez" dedi.
وَإِذِ ابْتَلَى إِبْرَاهِيمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَأَتَمَّهُنَّ قَالَ إِنِّي جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ إِمَامًا قَالَ وَمِن ذُرِّيَّتِي قَالَ لاَ يَنَالُ عَهْدِي الظَّالِمِينَ
Ve izibtelâ ibrâhîme rabbuhu bi kelimâtin fe etemmehun(etemmehunne), kâle innî câiluke lin nâsi imâmâ(imâmen), kâle ve min zurriyyetî kâle lâ yenâlu ahdiz zâlimîn(zâlimîne).
Allah’ı ve Rasûlünü inkar eden için ,dua edilsede Allah, onları asla bağışlayacak değil.
 
Tevbe 9/80  Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme. Sen onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah'ı ve Peygamberini inkar etmelerinden dolayıdır. Allah fasıklar topluluğunu doğru yola eriştirmez.
اسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لاَ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِن تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَن يَغْفِرَ اللّهُ لَهُمْ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ كَفَرُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ
İstagfir lehum ev lâ testagfir lehum, in testagfir lehum seb’îne merraten fe len yagfirallâhu lehum, zâlike bi ennehum keferû billâhi ve resûlihi, vallâhu lâ yehdîl kavmel fâsikîn(fâsikîne).

9 Aralık 2016 Cuma

İsra süresi 22 ve 38 ayetler emir ve yasaklar


Allahtan başka ilah edinme.
İsra 17/22 Allah'la birlikte başka bir ilah edinme. Yoksa kınanmış ve yalnız, yardımcısız bırakılmış halde oturursun.
لاَّ تَجْعَل مَعَ اللّهِ إِلَهًا آخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًا مَّخْذُولاً
Lâ tec’al meallâhi ilâhen âhara fe tak’ude mezmûmen mahzûlâ
Allah'tan başkasına Kulluk etme.
İsra 17/23 Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: "Öf" bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.
وَقَضَى رَبُّكَ أَلاَّ تَعْبُدُواْ إِلاَّ إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمَا أَوْ كِلاَهُمَا فَلاَ تَقُل لَّهُمَآ أُفٍّ وَلاَ تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلاً كَرِيمًا
Ve kada rabbüke elle ta´büdu illa iyyahü ve bil valedeyni ihsana imma yeblüğanne ındekel kibera ehadühüma ev kilahüma fe la tekul lehüma üffiv ve la tenher hüma ve kul lehüma kavlen kerıma
Anne ve babana ,merhamet et ,onlar için dua et.
İsra Süresi 17/24.ayet Onlara acıyarak alçakgönüllülük kanadını ger ve de ki: Ey Rabbim! (Annem babam) beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et!
وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
Vahfıd lehumâ cenâhaz zulli miner rahmeti ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ
Kötülüklerden Yüz Cevir, Tevbeye Yönelip Salihlerden ol
İsra 17/ 25 Rabbiniz, nefslerinizde olanı daha iyi bilir. Eğer salihler olursanız, o taktirde muhakkak ki O, evvab olanlar /O’na yönelip, tövbe edenler için bağışlayıcıdır.
رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا فِي نُفُوسِكُمْ إِن تَكُونُواْ صَالِحِينَ فَإِنَّهُ كَانَ لِلأَوَّابِينَ غَفُورًا
Rabbukum a’lemu bi mâ fî nufûsikum, in tekûnû sâlihîne fe innehu kâne lil evvâbîne gafûrâ
Akrabaya, Yoksula ve Yolcuya İyilik Yapılması;
İsra 17/26 Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp savurma.
وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَلاَ تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا
Ve âti zel kurbâ hakkahu vel miskîne vebnes sebîli ve lâ tubezzir tebzîrâ(tebzîren).
Savurganlık ve Cimrilik Yapılmaması,
İsra Süresi 17/ 27Çünkü saçıp savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür.
إِنَّ الْمُبَذِّرِينَ كَانُواْ إِخْوَانَ الشَّيَاطِينِ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّهِ كَفُورًا
İnnel mubezzirîne kânû ihvâneş şeyâtîn(şeyâtîni), ve kâneş şeytânu li rabbihî kefûrâ
Yüz cevirmek zorunda kalırsan bile; rahatlatcak bir söz söyle
İsra Süresi 17/ 28 Eğer, rabbinden umduğun bir nimeti bekleyerek onlardan yüz çevirmek zorunda kalırsan, hiç değilse onlara uygun hoş /güzel rahatlatacak bir söz söyle!
وَإِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ابْتِغَاء رَحْمَةٍ مِّن رَّبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُل لَّهُمْ قَوْلاً مَّيْسُورًا
Ve immâ tu’ridanne anhumubtigâe rahmetin min rabbike tercûhâ fe kul lehum kavlen meysûrâ

Cimri olma! Savurganlık da yapma!
isra 17/29 Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme ve büsbütün de açıp tutumsuz olma! Yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.
وَلاَ تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَى عُنُقِكَ وَلاَ تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا
Ve lâ tec’al yedeke maglûleten ilâ unukıke ve lâ tebsuthâ kullel bastı fe tak’ude melûmen mahsûrâ
 
Rabbin rızkı dilediğine bol verir, dilediğine daraltır
İsra 17/30 Şüphesiz senin Rabbin, rızkı dilediğine genişletir yayar ve daraltır. Gerçekten O, kullarından haberi olandır, görendir.
إِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَن يَشَاء وَيَقْدِرُ إِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِهِ خَبِيرًا بَصِيرًا
İnne rabbeke yebsutur rızka li men yeşâu ve yakdiru, innehu kâne bi ibâdihî habîran basîrâ
Yolsulluk korkusuyla çoçuklarınızı öldürmeyin ,kürtaj olmayın
İsra 17/ 31 Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da sizi de biz rızıklandırıyoruz. Kuşkusuz, onları öldürmek büyük bir günahtır.
وَلاَ تَقْتُلُواْ أَوْلادَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلاقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَإِيَّاكُم إنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْءًا كَبِيرًا Arapça
Ve lâ taktulû evlâdekum haşyete imlâk(imlâkın), nahnu nerzukuhum ve iyyâkum, inne katlehum kâne hıt’en kebîrâ(kebîren).
Zinaya yaklaşma
İsra 17/ 32 Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o iğrenç bir iştir; yol olarak da çok kötüdür.
وَلاَ تَقْرَبُواْ الزِّنَى إِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاء سَبِيلاً
Ve lâ takrebûz zinâ innehu kâne fâhışeh(fâhışeten), ve sâe sebîlâ(sebîlen).
Haksız yere adam öldürülmemesi,
İsra 17/ 33 Allah'ın saygıya layık kıldığı cana haklı bir sebep yokken kıymayın. Kim haksızlıkla öldürülürse, onun velisine yetki/söz hakkı vermişizdir. Ama o da öldürmede sınır tanımazlık etmesin. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.
وَلاَ تَقْتُلُواْ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّهُ إِلاَّ بِالحَقِّ وَمَن قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهِ سُلْطَانًا فَلاَ يُسْرِف فِّي الْقَتْلِ إِنَّهُ كَانَ مَنْصُورًا
Ve lâ taktulûn nefselletî harremallâhu illâ bil hakk(hakkı), ve men kutile mazlûmen fe kad cealnâ li veliyyihî sultânen fe lâ yusrif fîl katl(katli), innehu kâne mensûrâ(mensûran).
Yetimlerin malına art niyetle yaklaşılmaması.
İsra 17/34 Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erişinceye kadar en güzel şekilde yaklaşma başka; verdiğiniz sözü yerine getirin; çünkü verilen sözde muhakkak bir sorumluluk vardır..
وَلاَ تَقْرَبُواْ مَالَ الْيَتِيمِ إِلاَّ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ حَتَّى يَبْلُغَ أَشُدَّهُ وَأَوْفُواْ بِالْعَهْدِ إِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُولاً
Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddeh(eşuddehu), ve evfû bil ahd(ahdi), innel ahde kâne mes’ûlâ(mes’ûlen).
Ölçü ve tartıda adaletli davranılması
İsra 17/35
Ölçerken tam ölçün ve doğru tartıyla tartın. Böylesi hem hayırlıdır hem de sonu daha güzel olur.
 وَأَوْفُوا الْكَيْلَ إِذا كِلْتُمْ وَزِنُواْ بِالقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً
Ve evfûl keyle izâ kiltum vezinû bil kıstâsil mustekîm(mustekîmi), zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ
Bilgin olmayan şey hakkında bilgisizce hüküm verilmemesi
İsra 17 / 36 Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur.
وَلاَ تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولاً
Ve lâ takfu mâ leyse leke bihî ilm(ilmun), innes sem’a vel basara vel fuâde kullu ulâike kâne anhu mes’ûlâ(mes’ûlen).
Gurur ve kibirli davranışlarda bulunulmaması 

İsra 17 / 37 Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin.
وَلاَ تَمْشِ فِي الأَرْضِ مَرَحًا إِنَّكَ لَن تَخْرِقَ الأَرْضَ وَلَن تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولاً
Ve lâ temşi fîl ardı merehâ(merehan), inneke len tahrikal arda ve len teblugal cibâle tûlâ(tûlen).

Emir ve nehiy formuyla bildirilen bu hususlardan sonra, yasaklanmış olanlar hoş  karşılanmayan  davranışlardır
İsra 17 / 38 Bütün bunlardan yasaklanmış olanlar  Rabb’in  katında  kötü  olan  ve  hoş  karşılanmayan  davranışlardır
كُلُّ ذَلِكَ كَانَ سَيٍّئُهُ عِنْدَ رَبِّكَ مَكْرُوهًا
Kullu zâlike kâne seyyiuhu inde rabbike mekrûhâ

 Başkasının hükmünü Allah’ın hükmü yerine koyma.
İsra 17 / 39 İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetler, doğru hükümlerdir. Allah ile beraber başka ilâh edinme! Yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın
ذَلِكَ مِمَّا أَوْحَى إِلَيْكَ رَبُّكَ مِنَ الْحِكْمَةِ وَلاَ تَجْعَلْ مَعَ اللّهِ إِلَهًا آخَرَ فَتُلْقَى فِي جَهَنَّمَ مَلُومًا مَّدْحُورًا
Zâlike mimmâ evhâ ileyke rabbuke minel hikmeti, ve lâ tec’al meallâhi ilâhen âhara fe tulkâ fî cehenneme melûmen medhûrâ

28 Kasım 2016 Pazartesi

İstihare /Hacet Namazı

Rahman ve Rahim Olan Allah Adıyla
Kur'an-ı Kerim müminlerin  zor zamanlarda,zihninin karışık olduğu,kararsızlığa düştüğünde,Yüce  Allah'tan sabır ve namazla yardım istemesini öğütler.İnsan istediği şeyin kendisi için hayırlı olup, olmayacağını bilemez.Allah'tan yardım isteyen insanın ,kendisi için neyin hayırlı, olduğu şüphesiz sadece Allah'ın bileceğine iman etmesidir.
Mümin hayatının her anında kerahet  dışında namaz kılabilir.
Ahzap 33/41 Ey inananlar! Allah'ı çok anınız!
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا
Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ
İstihare :Karar verebilmek için  düşünülen bir işin, Allah katında  hangisi hayırlı ise gerçekleşmesini istemektir.Hayırlı olanı isteme duasıdır.
Hacet namazı Allah'tan bir istek istediğinde kılınan namazdır.Nasıl dua edileceğini Allah Kur’an-ı Kerim’de bize öğretmiş,  Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem de bunu uygulayarak bizlere örnek olmuştur., Herhangi bir ihtiyacı olan kişi en az iki olmak üzere miktarını kendisi belirleyeceği kadar nafile namaz kılar ve ardından dua eder.
Yardımın gelmesini sağlayacak iki yol: Sabır ve namaz.
SABIR: Dayanma, tahammül gösterme, direnme. Darlıkta kendini tutmak,katlanmak,perişan olmamak, hedefe ulaşma konusunda direnç, yılgınlık göstermemek, mücadele etmektir.
 Bakara 2/153 Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَعِينُواْ بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ
Yâ eyyuhâllezîne âmenustainû bis sabri ves salât(salâti), innallâhe meas sâbirîn(sâbirîne).

Sözlü duanın yanı sıra kişinin fiili duası sabır olmalıdır.
Fiili dua, kişinin herhangi bir isteğine  ulaşmak için Allah'ın yardımıyla elinden gelen herşeyi yapmasıdır.  
Bakara 2/ 45 Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, huşû duyanların dışındakiler için ağır bir yüktür.
وَاسْتَعِينُواْ بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلاَّ عَلَى الْخَاشِعِينَ
Vesteînû bis sabri ves salât(salâti), ve innehâ le kebîratun illâ alâl hâşiîn(hâşiîne).

Allahı her durumda anmak hatırlamak ibadettir
Bakara 2/152  Öyleyse yalnızca Beni anın, Ben de sizi anayım; ve yalnızca Bana şükredin ve sakın nankörlük etmeyin.
فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُواْ لِي وَلاَ تَكْفُرُونِ
Fezkurûnî ezkurkum veşkurû lî ve lâ tekfurûn

26 Kasım 2016 Cumartesi

Teheccüd Namazı



Rahman ve Rahim Olan Allah Adıyla..
Ali-imran 3/ 17 Zorluklara sabredenleri, imana sadakat gösterenleri, Allah'a boyun eğenleri, O'nun için harcayanları, günahlarından dolayı seherlerde canı gönülden yalvaranları da görür)
لصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالأَسْحَارِ
Essabirine ves sadikıyne vel kanitıne vel münfikıyne vel müstağfirıne bil eshar
Teheccüd Namazı
Kur’an-ı Kerim’de yatsıdan sonra başlayıp seher vaktine kadar gecelerin ibadetle ihya edilmesinin önemini vurgulayan birçok ayet bulunmakta, bunların bir kısmında doğrudan Hz. Peygamber’e hitap edilirken (İsra 17/79; Tâhâ 20/130; Kaf 50/40; Müzzemmil 73/1-7, 20; İnsân 76/26 gece vakti bir kısmında Allah’a kulluk için özel çaba harcayan müslümanları övücü ve özendirici ifadeler yer almaktadır.
Teheccüd kelimenin aslı 'hücûd' köküdür. 'Hücûd' sözlükte, uyku demektir. Kelime anlamıyla, uykuyu gidermek, birini uyandırmak demektir.İslamda 'teheccüd', uykuyu fedâ ederek ibâdet ve Kur'an'la meşgul olmak için uyanmak, kalkmak demektir. Bu anlamda 'teheccüd', Kur'an okuyarak geceyi değerlendirmektir.
Teheccüd vakti gecenin en uzun bölümdür.
Yatsı vakti çıktıktan sonraki seher vaktine kadar olan kısım gecenin en uzun bölümde biraz yattıktan sonra istediğiniz bölümde veya sabah namazına biraz erken kalkarak kuran okunabilir teheccüd namazıda kılanabilir.Yattıktan sonra kalkamayanlar yatsıdan sonra yatmadan önce  kolayına geleni yapabilir.Allah kolaylık diler.
İnsan 76/26 Gecenin bir bölümünde de O'na secde et ve gecenin uzun bir bölümünde O'nu tesbih et.
وَمِنَ اللَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوِيلًا
Ve minel leyli fescud lehu ve sebbihhu leylen tavîlâ(tavîlen).
Bu namaz Nebimize farzdı.Farz olan ibadetler emirdir, kesinlik ifade eder, Bu ayetlerde İsra 17/79'da Umulur ki böylece rızaya ulaşırsın buyrulur.Yaparsan sevab ,yapmazsan günah ceza gerektirmesinden bahsetmez.Peygamberimizde güzel örnekler vardır.denilmektedir
İsra 17/79 Gecenin bir kısmında kalk, sana aid nafile olarak  Kur'an'la namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır.
وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَّكَ عَسَى أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا
Ve minel leyli fe tehecced bihî nâfileten lek(leke), asâ en yeb’aseke rabbuke makâmen mahmûdâ(mahmûden)
Teheccüd Vaktinde Allah'ın nebisiyle indirmiş olduğu ayetleri okuruz, işitiriz.
Kuranı tertil üzere okuyan insanın, kalbinde ayet bir hatırlatıcı, karekterine ahlakına yansıması olur.Ve İnsan Allah'ın ulaştırdığı takvaya uygun hale gelir.Secde ile tesbih(fiili hareket) eder.
Secde Süresi 32/15 Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan /müstekbir olmayanlar iman eder.
إِنَّمَا يُؤْمِنُ بِآيَاتِنَا الَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ*
İnnemâ yu’minu bi âyâtinellezîne izâ zukkirû bihâ harrû succeden ve sebbehû bi hamdi rabbihim ve hum lâ yestekbirûn(yestekbirûne).
Secde Süresi 32/16 Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.
إِنَّمَا يُؤْمِنُ بِآيَاتِنَا الَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ*
İnnemâ yu’minu bi âyâtinellezîne izâ zukkirû bihâ harrû succeden ve sebbehû bi hamdi rabbihim ve hum lâ yestekbirûn.
Kaf süresi 50 / 39 Artık onların söylediklerine sabret ve Güneş'in doğuşundan önce de batışından önce de Rabbinin hamdiyle tespih et!
فَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِ
Fasbir alâ mâ yekûlûne ve sebbih bi hamdi rabbike kable tulûış şemsi ve kablel gurûb(gurûbi)
Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkasında vakit verilmiş Tüm namazlarda iki secde arasında oturup dua edilir.
Kaf süresi 50 / 40 Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkalarından O'nu tespih et!
وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَأَدْبَارَ السُّجُودِ
Ve minel leyli fe sebbihhu ve edbâres sucûdi.
Gece Kuran okuma :
Geceleri ihya etmenin insana sunduğu en önemli fırsat kur'anı okumaktır.Allah'ın ayetleri üzerinde yoğunlaşmakta ,gündüzden daha bereketlidir.Gece alınan vahiy terbiyesi gündüz diliminde hayatımıza uygulama fırsatı bulmuş oluruz.
Müzemmil 73 /1 Ey örtünüp bürünen (Resûlüm)!
يَا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ
Yâ eyyuhâl muzzemmil
Müzemmil 73 /2 Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl.
قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا
Kumil leyle illâ kalîlâ
Müzemmil 73 /3 Gecenin yarısını.Yahut bunu biraz azalt.
نِصْفَهُ أَوِ انقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا
Nısfehû evinkus minhu kalîlâ
Müzemmil 73 /4 Ya da bunu çoğalt ve Kur'an'ı tane tane oku.
زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا
Ev zid ´aleyhi ve rettililkur´ane tertiylen.
Müzemmil 73 /5 Doğrusu biz sana (taşıması) ağır bir söz vahyedeceğiz.
إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا
İnnâ se nulkî aleyke kavlen sekîlâ
Müzemmil 73 / 6 Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kıraata daha elverişlidir.
إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وَطْءًا وَأَقْوَمُ قِيلًا
İnne nâşietel leyli hiye eşeddu vat’en ve akvemu kîlâ
Müzemmil 73 /7 Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.
إِنَّ لَكَ فِي اَلنَّهَارِ سَبْحًا طَوِيلًا
İnne leke fîn nehâri sebhan tavîlâ

25 Kasım 2016 Cuma

Nafile /Sünnet Namazlar

Rahman ve Rahim olan Allah adıyla
Nafile Fazladan yapılan ibadetlere verilen isimdir.Nevafil kelimesinden gelir.Nafi: faydalı demektir. islami lugatta şart olmayan ama lüzumlu olan, ibadetlerin tamamına denir. İnsan gün içerisinde farz ibadetlerinin yanı sıra fazladan ne yaparsa yapsın,bu yaptıklarında da Allah'ın rızasını arar.
Sünnetler: Farzları koruyan kale gibidir.
Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur:
“Kıyamet günü farzlarda eksik varsa, sünnet namazlarla tamamlanır.”
(Ebû Dâvûd, Salât 185)

Hac 22/77  Ey iman edenler! Rüku edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin ki, umduğunuza kavuşasınız
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ*
Yâ eyyuhâllezîne âmenûrkeû vescudû va’budû rabbekum vef’alûl hayra leallekum tuflihûn(tuflihûne). 

➤ Sadece borcu ödemekle yetinmek yerine, Allah’a yaklaşmaya vesile olacak sünnetleri de kılmak kulluğun kemâlidir.

Ahzap 33/41 Ey inananlar! Allah'ı çok anınız!
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا
Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).

Sünnet namazlar farzı korur, kalbi huşûya hazırlar.
Sabahın 2 rekat sünneti için:
“Dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.” (Müslim, Salât 96)
➤ Değerini düşünün!
Öğle, akşam ve yatsı sünnetleri: Farzdan önce kalbi hazırlamak, farzdan sonra şükrü sunmak içindir.

 İmanı diri tutar, örnek olmayı sağlar.


Farzla yetinmek, en aza razı olmaktır.
Ama sünnetlerle birlikte kılan bir mümin:
İhsan bilincine erişir (Allah’ı görüyormuş gibi yaşamak),
Topluma örnek olur.
Dua kapıları açılır.
Bakara 2 / 3 Onlar,gayba inanırlar,namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
Ellezine yü´minune bil ğaybi ve yükıymunas salate ve mimma razaknahüm yünfikun
Bakara 2/ 4 Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden önce indirilene. Ahirete de  yakîn = kesinlikle iman ederler.
والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
Vellezîne yu’minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablik ve bil âhireti hum yûkınûn
Farzlar olmazsa kul sorumlu olur.

Ama sünnetleri terk etmek, peygamberi örnek almamak, faziletten mahrum kalmaktır.

Farzı terk etmek günahtır, sünneti terk etmek zarafeti terk etmektir. 
Bize yakışan Rasullah'ı  örnekliğine uymaktır.
Ahzap 33/21 Gerçek şu ki, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça ananlar için, Allah'ın peygamberinde, güzel örnekler vardır
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا
Lekad kâne lekum fî resûlillâhi usvetun hasenetun limen kâne yercûllâhe vel yevmel âhıra ve zekerallâhe kesîrâ(kesîran).

İbadet yalnızca Allah'a yapılır
Taha 20/14 “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.”
إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِيإ
İnnenî enallâhu lâ ilâhe illâ ene fa’budnî ve ekımis salâte li zikrî.

Rasullah a.s Sabah ,öğle ,akşam ,akşam ,yatsı namazının sünnetlerini devamlı kıldığı için revâtip sünnetlerin Resûlullâh’ın çoğu zaman kıldığı için de sünneti müekkede (kuvvetli sünnet)denir.Pek az terk ettiği sünnetleridir.Farz'mış gibi algı oluşturmamak için sünnetleri duruma göre terk edilmeside uygundur.
Kur'anın ayetleriyle örtüşen beş vaktin öncesi ve sonrası kılınan namazlar şöyledir
1-)Sabah namazından önce iki, rekat
2-)Öğleden önce iki veya dört rekat ve sonra iki veya dört rekat
3-)Akşam namazından sonra iki rekat
4-)Yatsı namazından sonra iki rekâttır.(yatsı farzından önce dört rekat sünnet hakkında her hangi bir rivayet bulunmaktadır.)
Resulullah a.s ikindiden önce iki rekat veya dört rekat kıldığı sünnet gayri müekked ;bazen yapıp bazen de terkettiği sünnet olmaktadır.Hz. Ali ve Abdullah İbn Ömer’den gelen rivayetlerde Rasullah'ın bu namazı kılana dua ettiği rivayet edilmiştir.İkindinin farzından önce dört rekat kılana Allah rahmet etsin! (Tirmizi) gibi..rivayetlerinde teşvik etmektedir .
Gündüz olanlar; kuşluk, öğlenin ilk ve son sünneti ile ikindinin ilk sünneti. Gece olanlar ise akşamın ve yatsının son sünneti, teheccüd namazı ve sabah namazının ilk sünnetidir.
Farz namazların vaktini bildiren ayetlerde namazı dosdoğru ikame et (أَقِمِ الصَّلَاة) geçerken Rasullah'ın uygulamış olduğu gibi ayetlerde vakitlerle birlikte tesbih et وَسَبِّحْ şeklinde gelmektedir.Se-be-ha kökünden türetilen tesbih kelimesinin bir anlamıda ortak koşmadan Allah’ı yüceltme anlamında namazla beraber ve namaz yerine de kullanılmaktadır. 
Namazın da tesbih olduğunu gösteren ayette buyuruyor ki ;
Secde Süresi 32/15 Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder.
إِنَّمَا يُؤْمِنُ بِآيَاتِنَا الَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ*
İnnemâ yu’minu bi âyâtinellezîne izâ zukkirû bihâ harrû succeden ve sebbehû bi hamdi rabbihim ve hum lâ yestekbirûn(yestekbirûne).
Taha 20/ 130 Onların söylediklerine sabret! Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini övgü ile tesbih et/namaz kıl! Gece saatlerinde de O'nu övgü ile tesbih et/namaz kıl! Gündüzün belli vakitlerinde buna devam et ki Umulur ki böylece rızaya ulaşırsın.
فَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا وَمِنْ آنَاء اللَّيْلِ فَسَبِّحْ وَأَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضَى
Fasbir alâ mâ yekûlûne ve sebbih bi hamdi rabbike kable tulûış şemsi ve kable gurûbihâ, ve min ânâil leyli fe sebbih ve etrâfen nehâri lealleke terdâ.
Ayeti incelediğimizde; Allahı tesbih edilmesinin 24 saat  içindeki belli vakitler sınırlarıyla verilmiştir.Peygamber (a.s) ve inananların kulluklarını hakkıyla yerine getirebilmeleri için günün beş vaktinde namaz kılmalarını ve Allah’ı hamd ile tesbih etmelerini buyurmaktadır

 a-)güneşin doğmasından önce sabah namazının farzdan önce iki rekatlık sünneti.
 b-)Gecenin saatleri kelimesi arapça min ânâil (vakitleri) kelimesi çoğul gelmiş, arapçada çoğul en az üç olduğu vakitler de akşam ve yatsı namazlarından sonraki iki rekata ve gece kılınan teheccüd namazıdır 
c-)Gündüzün belli vakitlerinde hud 114 öğlenin ilk ve son sünneti ve ikindiden önce kılınan sünnetler.
Öğlenin ilk vakti isra 17/78
:Güneşin kaymasından itibaren
İkindinin son vakti Taha 20/130: Güneş batmadan önce
Bu ayetlerde öğle ve ikindi vaktinin ortak vaktidir.Ayetlerde öğlenin son vakti ile ikindinin,ilk vakti arasında kesin bilgi verilmemesi öğle ile ikindi vakitleri birbirleri yakın vakitleridir.
Rum 30/17 : Öyleyse akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de SubhanAllah'ı tesbih edin.
فَسُبْحَانَ اللَّهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ
Fe sübhanellahi hiyne tübsune ve hıyne tusbihun
Rum 30/18 :Göklerde ve yerde yaptığını güzel yapmak hamd  sadece O’na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin.
وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ
Ve lehul hamdu fîs semâvâti vel ardı ve aşiyyen ve hîne tuzhırûn
Rum 17 de akşama ulaştığınızda akşamın ilk vakti akşamı son vakti yatsıyı gasakul ley gecenin kararmasına kadardır.iki vakit bu iki namazın ortak vaktidir 


2. YATSI NAMAZININ 4 REKATLIK SÜNNETİ FARZ ÖNCESİ MİDİR? TERK EDİLEBİLİR Mİ?
✅Yatsı namazının farzdan önce değil, farzdan sonra kılınan 2 rekat sünneti vardır.
“Yatsıdan önce 4 rekat sünnet” ise bazı bölgelerde alışkanlık olarak kılınmakta, ancak bu Hz. Peygamber (s.a.v.)'den sabit değildir.
Dolayısıyla yatsı namazının müekked sünneti, farzdan sonra kılınan 2 rekattır. Bu terk edilmemesi gereken bir sünnettir.
Farzdan önce kılınan 4 rekat sünnet ise müstehab (sevap) ama sabit değil. Kılınırsa güzel olur, kılınmazsa eksiklik olmaz.

 3. SÜNNET NAMAZLARIN 2 VEYA 4 REKAT OLMASI NEYE GÖRE DEĞİŞİR

Bu farklılık kaynakların yorum farkı ve uygulama çeşitliliğinden kaynaklanır:
Öğle namazı sünneti:
Farzdan önce 4 rekat (müekked sünnet) ve sonra 2 rekat (müekked sünnettir).
Bazı rivayetlerde önce 2 kılındığı da vardır, ama 4 rekat öncesi en yaygın ve güçlü olan görüştür.
İkindi sünneti:
Farzdan önce 4 rekat kılınır (gayrimüekked sünnettir). Bazı bölgelerde 2 kılan da olur.
İki kılınması caizdir, ama 4 rekat kılmak daha faziletlidir.
Yatsı sünneti:
Farzdan sonra 2 rekat sünnet (müekked sünnettir).
Farzdan önce 4 rekat kılınması zayıf görüşe dayalıdır ve sünnet olarak sabit değildir.

Özet: 2 rekat kılmak caizdir, ama Hz. Peygamber’in daha çok 4 kıldığı yerlerde (özellikle öğle ve ikindi öncesi) 4 rekat kılmak evladır.



24 Kasım 2016 Perşembe

Namazların Cem Edilmesi

Namaz  5 vakit farzı olan ve sünnetlerini anlatan ayetlere baktığımızda, öğlenin ilk vaktini ,ikindinin son vakti verilmiş ancak öğlenin son vakti ve ikindinin ilk vakti konusunda kesin cizgi verilmemiştir.Ve yine güneş batmasından kararmasına kadar bu vakit  akşam ve yatsının ortak vakitleri ki  Akşamın ilk vaktini vermiş  ve   yatsının sonu kararmasına kadar demiştir.
Öğle Ve İkindi birleştirilmesi
Taha 20/ 130  Onların söylediklerine sabret! Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini övgü ile tesbih et/namaz kıl! Gece saatlerinde de O'nu övgü ile tesbih et/namaz kıl! Gündüzün belli vakitlerinde buna devam et ki Umulur ki böylece rızaya ulaşırsın.
فَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا وَمِنْ آنَاء اللَّيْلِ فَسَبِّحْ وَأَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضَى
Fasbir alâ mâ yekûlûne ve sebbih bi hamdi rabbike kable tulûış şemsi ve kable gurûbihâ, ve min ânâil leyli fe sebbih ve etrâfen nehâri lealleke terdâ.

Taha 20/130'da güneş batmadan önce ikindinin son vaktidir. Bu ayetlerde öğle ve ikindi vaktinin ortak vaktidir.Bu durumda  vakitleriyle farz olan ayetlerde ve bu ayetlerde  öğlenin son vakti ile ikindinin,ilk vakti arasında kesin bilgi verilmemiş.

Ayeti incelediğimizde Allahı tesbih edilmesinin 24 saat zaman içindeki belli vakitler sınırlarıyla verilmiştir.Sünnet ve Nafile namazları ayrı vereceğimiz için burada değinmiyoruz 
Kuran'da öğlenin ilk vakti ve ikindinin son vakti bellidir .

Öğlenin ilk vakti isra 17/78 güneşin kaymasından itibaren 

İsra 17/78 
👉Güneşin kaymasından/aşağı sarkmasından, gecenin kararmasına kadar namazı kıl. Sabah Kur'an'ını da gözet. Çünkü sabah Kur'an'ı tanıklarca izlenmektedir.
أَقِمِ الصَّلاَةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ إِلَى غَسَقِ اللَّيْلِ وَقُرْآنَ الْفَجْرِ إِنَّ قُرْآنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا
Ekımis salâte li dulûkiş şemsi ilâ gasakıl leyli ve kur’ânel fecr(fecri), inne kur’ânel fecri kâne meşhûdâ(meşhûden).

İsra 78. ayette akşam namazının ilk vaktinden söz edilmemiş, yatsı vaktinin,  güneş ışınlarının tamamen çekilmesine kadar kılınacağı anlatılmıştır.

İkindi Namazı


İkindi Namazının sonu bellidir, ama başlangıcı belli değildir:
Kaf 50/39 Artık onların söylediklerine sabret ve Güneş'in doğuşundan önce de batışından önce de Rabbinin hamdiyle tespih et!
فَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِ
Fasbir alâ mâ yekûlûne ve sebbih bi hamdi rabbike kable tulûış şemsi ve kablel gurûb
Akşam Namazı

Akşam Namazının başlangıcı bellidir, ama bitişi belli değildir:


Akşam ve Yatsı
Rum 30/17- O halde, akşama ulaştığınızda, akşam ve yatsı vaktinde, sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin,
فَسُبْحَانَ اللَّهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُون
Fe subhânallâhi hîne tumsûne ve hîne tusbıhûn(tusbıhûne).
Rum 30/18 Göklerde ve yerde her türlü övgünün O'na mahsus olduğunu (görerek) Günün sonunda ve öğleye erdiğinizde ona ibadet edin(O'nu yüceltin).
وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ
Ve lehul hamdu fîs semâvâti vel ardı ve aşiyyen ve hîne tuzhırûn(tuzhırûne)
Rum 17 de akşama ulaştığınızda akşamın ilk vakti 

Son vakti yatsıyı gasakul ley gecenin karamasına kadardır.iki vakit bu iki namazın ortak vaktidir

Yatsı Namazı

Yatsı namazının sonu bellidir ama başlangıcı belli değildir. gecenin kararmasına kadar namazı kıl.
İsra 17 78. Yatsı namazının sonu, gecenin karanlığı bastırıncaya kadar olan kısımdır. O da, hava tamamen karardığındadır. Yani yatsı namazının vakti, sabah namazının başlangıcına kadar sürmez.
Sabah namazının ilk vakti ve son vakti verilmiştir.
Rum 17 ayette sabaha kavuştuğunuzda demektedir.Bu da sabah vaktinin ilk vaktidir.Ayrıca İsra 17/78 Sabah Kur'an'ını da gözet.(kur’ânel fecri) Çünkü sabah Kur'an'ı tanıklarca izlenmektedir.demektedir.Daha önceki derslerimiz de bakara 187 ayetinde fecir sadık konusunda  sabahın  alaca karanlığı ve bu vakitte  gökle yeri ayıran ak cizgisi kızıllık ve siyahlık olmaktaydı.(kur’ânel fecri)kuran kelimesinin anlamıda toplanmış bir araya gelendir.İşte bu vakit  çıplak gözle görülebilen sabahın tüm vaktini anlatmaktadır.Bu vaktin namazı cem edilmez.

 Namazların Cem Edilmesi
İşte bu ortak namaz vakitleri arasında, öğlen ikindi ile akşam ve yatsı vakitleri ,ortak vakitleri olduğu Rasullah tarafından uygulandığı şekli 
birleştirme sadece öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazları arasında bunların dışında birleştirme olmamıştır.
Her namazı kendi vaktinde kılmak farzdır. 

Vakit, namazın şartlarındandır Nisa, 4/103. Ayetlerde şöyle buyurulur:Namaz müminlere vakitli olarak farz kılındı Namazın Rasullullah tarafından uygulanılmış sahih bilgilerde verilmiştir .Aslında bu da  bir ruhsattır Mesela, domuz eti ve leş yasaklanmıştır. Fakat bir zorluk halinde yenebilir. Ramazan-ı şerifte oruç tutması farzdır. Ama hasta veya yolcu olursa orucu daha sonra tutabilir.Yolculuk sırasında kılınan namaz da öyledir.Namazın kazası olmayacağını daha iyi anlıyoruz.Namazın cemi konusunda uygulamalarıda aratırmak için  özetleyerek aldık. Esasen niyet hangi vaktin , hangi namazı, niçin kıldığını kalben bilmektir.

En çok dile getirilen çeşitli görüşler den birisi alimler,hac zamanı  Arafat'ta öğle ile ikindinin öğle namazının vaktinde birlikte kılınması (cem‘-i takdîm) ve Müzdelife'de akşam ile yatsının yatsı namazının vaktinde birlikte kılınması (cem‘-i te'hîr) konusunda görüş birliği etmişlerdir. Bu iki yer dışında iki namazı cemederek birlikte kılmanın câiz olup olmadığında ve cemetmeyi câiz kılan mazeretlerin neler olduğunda farklı görüşler öne sürmüşlerdirBu husustadaki terimleri ve uygulama bilgileri  özetleyecek olursak ;

Nebimiz Muhammed aleyhisselam ; Medine’de birleştirerek ümmetine örnek olmuştur. Bu konudaki rivayetler şöyledir:

İbni Abbas (r.a) şöyle dedi: “Resulullah aleyhisselam öğle ile ikindiyi ve akşamla yatsıyı birleş­tirdi. Ne korku vardı, ne yolculuk.[1]“

İbni Abbas (r.a) şöyle dedi: “Resulullah aleyhisselam Medine’de öğle ile ikindiyi birlikte kıldırdı. Ne korku vardı, ne yolculuk.” Hadisin ravilerinden Ebu’z-Zubeyr dedi ki, Saîd b. Cubeyr’e, ”O bunu niye yaptı?” diye sordum. Dedi ki; İbni Abbas’a senin bana sorduğun gibi sordum, şölye dedi; İstedi ki, ümmetinden kimseye sıkıntı vermesin.

(Müslim, Salât’ul-müsâfirîn, bâb 6, hadis no 50-(705)

Hadisi rivayet edenlerden Vek’iî devamın da : İbni Abbas’a dedim ki; Bunu niye yaptı? Şöyle dedi: Ümmetini sıkıntıya sokmamak için.

Ebû Muaviye’nin rivayetinde de: İbni Abbas’a dendi ki, “Bununla maksadı neydi?“ Şöyle dedi: “İstedi ki, ümmetini sıkıntıya sokmasın.”

Amr, Cabir b. Zeyd’in İbni Abbas’tan  bir rivayeti vardır : Resulullah aleyhisselam ile birlikte sekiz rek’at bir arada, yedi rek’at bir arada kıl­dım. Ebu’ş-Şa’sa’ya dedim ki; Herhalde öğleyi geciktirdi ikindiyi öne aldı. Akşamı geciktirdi yatsıyı öne aldı. O, «Bende öyle zannediyorum.» dedi.[4]
Müslim, Salât’ul-müsâfirîn, bâb 6, hadis no 54-(705)

İbni Abbas (r.a) şöyle dedi.: Nebi aleyhisselam Medine’de yedi ve sekiz kıldırdı. Öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı birleştirdi [5].

Yolculuk dışında, Akşam ile yatsı birleşince yedi, öğle ile ikindi birleşince sekiz rek’at olur.

Abdullah b. Şakîk diyor ki; Abdullah ibni Abbas bir­gün ikindiden sonra bize konuşma yaptı. Güneş battı, yıldızlar or­taya çıkmaya başladı. İnsanlar ona; «Namaz! Namaz!» diye seslendiler. Benû Temîm’den bir adam geldi, ciddi ve dimdik bir şekilde «Namaz! Namaz!» (dedi.) İbni Abbas dedi ki; Sünneti bana mı öğretiyorsun be anasız. Sonra şöyle devam etti: Ben Resulullah aleyhisselamın öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı birleştirdiğini gördüm. Abdullah dedi ki; Bu benim içimi kemirdi. Ebu Hureyre’ye gittim ve sor­dum; onun sözünü tasdik etti.

Hadis kitaplarından Sahih-i Müslim’in ibni Abbas’tan rivayet de 

Biz Resulullah aleyhisselam zamanında iki namazı birleşti­rirdik.
Müslim, Salât’ul-müsâfirîn, bâb 6, hadis no 57-(705).

Sonuç olarak öğle ile ikindinin ve akşam ile yatsının, birleştirilerek kılınabileceği ayetlerden net olarak anlaşılmaktadır. Muhammed aleyhisselamın Medine’de bu namazları birleştirdiği hadislerde yer almaktadır.

Cem-i Takdim ve Cem-i Tehirin  Fıkhı Bilgiler Özeti

Bu konuyla (Cem-i tehir ve takdimde niyetin vakti) ilgili hadis yoktur. Bu kaideler alimlerin namazların vakit ve bütünlüğüyle ilgili "kıyas"larıdır.
 Cem-i Takdim
Öğle ile ikindinin öğle namazı vaktinde, akşam ile yatsının akşam namazı vaktinde;birleştirmekti
Yani öğle ile ikindiyi birleştirirken önce öğle namazını, sonra ikindiyi kılmalı; akşam ile yatsıyı birleştirirken de önce akşamı sonra yatsıyı kılmalıdır.
 

Cem-i takdim edilecek namazı, kendisinden önce normal vaktinde kılınacak namazla birlikte cem-i takdime niyet ederek, cem olunacak namazlara niyet (kalben) etmesi, cem-i takdim olacak olan namazın sıhhati için gerekli görülmüştür.
Cem-i Tehir
Öğle ile İkindinin ikindi namazı vak­inde, akşam ile yatsının da yatsı namazı vaktinde kılınmasıdır.
Cem-i tehîrde ise, birinci namazın vakti içerisinde cem yapmaya niyet etmek gerekir.Niyet kalben hangi namazı kıldığının farkında olup dil ilede ifasıdır.Aksi takdirde, namazı vaktinden sonraya ertelemiş vaktinin kaçırılması söz konusudur.


 Cem-i Takdimin Altı Şartı Vardır:
1 - Namazları birleştirmeye niyet etmek:
Bu niyet birinci namaza başlarken yapılır.
açık ve kat'i olan görüşe göre namaz arasında da niyet edilebilir. Hatta selâmla birlikte edilse de olur.
2 -
Tertibe riayet etmek, yani önce birinci vaktin namazını kılmak:
Bu da önce birinci vaktin namazını, sonra ikinci vaktin namazını kılmakla olur. Çünkü vakit, birinci namaza aittir. İkinci namaz ise birinciye bağlı olarak kılınmaktadır. Metbu' durumundaki birinci namazı öne almak gerekir. Bir kimse iki namazı birleştirerek kıldıktan sonra, birinci namazın bir şartı yahut rüknü bulunmaması sebebiyle bozulduğu ortaya çıkarsa, ikinci namaz da bozulur. Çünkü birinci namazdan başlama şartı bulunmamıştır. Ancak ikinci namaz, sahih olan görüşe göre, nafile yerine geçer.
3 - İki namazı peşpeşe kılmak, aralarında uzun bir fasıla bulunmamak:
Çünkü birleştirme işi bu iki namazı tek namaz gibi yapmıştır. Namazın rekâtlarında olduğu gibi, peşpeşe kılınması, aralarının ayrılmaması vacibdir. Nitekim bir tek namazın rekâtları arasında fasıla vermek caiz değildir. Eğer bu iki namazın arasına uzun bir fasıla girerse, hatta bu fasıla yanılmak, bayılmak gibi bir özür sebebiyle de olsa cem batıl olur ve ikinci namazı asıl vaktine tehir etmek vacib olur. Çünkü cem'in şartı bulunmamıştır. Eğer iki namaz arası kısa bir fasıla ile ayrılırsa bu zarar vermez.
Meselâ, ezan, kamet, taharet gibi işlerle ayırmak gibi. Bunun dayandığı delil Buharî ile Muslim'de Usame'den rivayet edilen şu hadisi şeriftir:

Rasülullah a.s. Nemre'de iki namazı birleştirdiği zaman ikisi arasında kaamet getirmiştir."
İki namaz arasındaki fasılanın uzunluğu örf ile bilinir. Çünkü bu fasılanın ne lugatte, ne de şeriatte bir kaidesi vardır.
Sahih olan görüşe göre, teyemmumlü kişi de abdestli kişi gibi iki namazı birleştirebilir. Suyu aramak için araya kısa bir zamanın girmesi zarar vermez. Çünkü bu namazın yararınadır, namaz için kamet getirmeye benzer. Belki bunu yapmak daha da iyidir. Çünkü namaz için su şart, kamet değildir.
4 - İkinci namaz için iftitah tekbiri alıncaya kadar seferîliğin devam etmesi şarttır.
İkinci namazı kılarken seferfliği kesilirse de zarar vermez. Fakat, ikinci namaza başlamadan önce seferîliği kesilirse, cem yapması sahih değildir. Çünkü sebeb ortadan kalkmıştır.
5 - İkinci namaza başlayıncaya kadar birinci namazın vaktinin kesin olarak devam etmesi, çıkmamış bulunması da şarttır.
6 - Birinci namazın sahih olduğuna inanmak:
Meselâ bir kimse ihtiyaç yokken cuma namazının bir kaç ayrı camide kılındığı bir yerde cuma namazı ile ikindi namazını birleştirecek olsa ve hangi mescitteki cuma namazının daha önce veya beraber kılındığı hususunda şubheye düşse, ikindi namazını Cumua namazı ile beraber cem-i takdim ile birleştirmesi sahih değildir.
Cem-i Tehirin Sadece İki Şartı Vardır:
1 - Birinci namazın vakti çıkmadan önce onu tehir ederek kılmaya niyet etmek:Bir rekât miktarı da olsa, yani başladığı takdirde eda olabilecek bir zaman içinde bile niyetlense sahihtir. Eğer bu niyeti yapmadan birinci namazın vakti çıkarsa
hem günahkâr olur, hem namazın vakti geçer.Bir kimse namazı bazen birleştirme niyeti ile, bazen de başka sebeblerle meselâ, tenbellik göstererek tehir edebilir. Bu sebeble diğerlerinden ayrılacak bir niyyet yapmak gerekir. Yani meşru tehir ile meşru olmayanı birbirinden ayıracak bir niyet gereklidir.
2 - İkinci namazı tamamlayıncaya kadar seferîliğin devam etmesi şarttır:Eğer namaz esnasında ikamete
niyetlenmek suretiyle seferilik sona ererse birinci namaz, yani öğle veya akşam namazın vakti geçmiş olur  Cem-i tehirde tertib vacib değildir. Çünkü ikinci namazın vakti aynı zamanda birinci namazın da vaktidir. Dolayısıyla dilediğinden başlaması caizdir. İki namazın cem-i tehirde peşpeşe kılınması da yine vacib değildir. Aralarını ayırmak caizdir. İki namazın tertibli kılınması ve peş peşe kılınması ise sünnettir, şart değildir.
Cuma veya cemaate gitmemelerini mubah kılan bir özrü olanlar namazlarını birleştirebilirler. Mesela canına, namusuna veya malına zarar geleceğinden korkanlar veya namazı birleştirmediği taktirde geçiminde darlık olacak olanlar birleştirebilir.
Yağmur çamur vs. sebebiyle namazlar birleştirilebilir. Kar, buz, çamur, çok soğuk rüzgar ve elbiseyi ıslatacak kadar yağmur ile bir­likte bir sıkıntı da olursa akşamla yatsı evde dahi birleştirilebilir. Akşam ile yatsının, yağmur sebebiyle birleştirilebileceği İbn Ömer'den riva­yet edilmiştir.
Abdullah bin . Abbas dedi ki; Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yaptığı bir yolculukta, Tebuk savaşında namazı birleştirmiştir. Öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı bir kılmıştır. Hadisin ravisi Saîd b. Cübeyr diyor ki, İbni Abbas’a, “Onu buna zorlayan neydi ?” diye sordum. Dedi ki: “Ümmetini sı­kıntıya sokmamak istedi.
Müslim, Salât’ül-Müsafirîn, bab 6, hadis no 52-(705), 53-(706).
Birleştirme sadece öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazları arasında olur. Onun dışında birleştirme olmaz.Bu konuda tam bir ittifak vardır.